Fikir Adresi

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantılar: Uzman Görüşleri

Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantılar: Uzman Görüşleri

Fikir Adresi Fikir Adresi -
47 0
genetik ortaklıklar - Meme ve Prostat Kanserleri Arasındaki Şaşırtıcı Genetik Bağlantılar: Uzman Görüşleri

İzmir – Farklı organlarda ortaya çıkan meme ve prostat kanserleri arasındaki derin genetik bağlar, tıp dünyasında önemli bir gündem maddesi haline geldi. Acıbadem Kent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, bu iki kanser türünün göründükleri yerler farklı olsa da, taşıdıkları genetik risk faktörleri açısından dikkate değer benzerlikler gösterdiğini vurguladı.

BRCA Mutasyonları: Ortak Risk Faktörü

Prof. Dr. Burak Turna, özellikle BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonların, kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri, erkeklerde ise daha erken yaşlarda ortaya çıkan agresif prostat kanseri riskini önemli ölçüde artırdığını belirtti. Bu durum, aile öyküsünün genetik değerlendirmelerde neden bu kadar kritik bir rol oynadığını açıkça ortaya koyuyor.

Aile Öyküsü ve Genetik Değerlendirme

Genetik değerlendirme süreçlerinde aile öyküsünün önemi her geçen gün artıyor. Prof. Dr. Turna, “Eğer bir annede erken yaşta veya agresif tipte meme kanseri tanısı varsa ve BRCA mutasyonu taşıyorsa, oğlunun da prostat kanseri açısından genetik olarak değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Aynı şekilde, metastatik veya yüksek dereceli prostat kanseri teşhisi konmuş bir babanın kızında da meme kanseri riskini artıran genetik değişiklikler saptanabilir.” ifadelerini kullandı. Bu karşılıklı etkileşim, genetik ortaklıkların kanser riskini anlamada ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.

Kanserlerde Yüksek Sıklık ve Genetik Bağlantıların Önemi

Prof. Dr. Turna, Türkiye’de ve dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğuna dikkat çekti. Her 8 kadından birinin yaşamı boyunca bu hastalıkla karşı karşıya kalabileceğini hatırlatan Turna, prostat kanserinin de erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirtti. Erkeklerde yaşam boyu prostat kanseri görülme riskinin yüzde 12-15 seviyelerinde seyrettiğini ekledi. Bu yüksek oranlar, iki kanser türünün altında yatan ortak genetik temelleri daha derinlemesine anlama ihtiyacını güçlendiriyor.

Kişiye Özel Tedavi Stratejileri İçin Genetik Analizler

Genetik analizlerin yalnızca risk belirleme amacıyla değil, aynı zamanda erken tanı stratejilerinin geliştirilmesinde de kritik bir rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Turna, bu analizlerin gereksiz tedavilerin önüne geçilmesinde ve aile bireylerinin risk düzeylerinin belirlenmesinde de önemli faydalar sağladığını belirtti. Ayrıca, PARP inhibitörleri gibi hedefe yönelik tedavi yöntemlerinin planlanması açısından da genetik analizlerin büyük bir öneme sahip olduğunu sözlerine ekledi. Bu gelişmeler, kanser tedavisinde kişiye özel yaklaşımların önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Kanser türleri arasındaki bu tür genetik ortaklıkların anlaşılması, bireylerin sağlıklarını daha bilinçli yönetmelerine ve kişiye özel sağlık stratejilerinin geliştirilmesine olanak tanıyor. fikiradresi.com.tr olarak, bu önemli gelişmeleri ve uzman görüşlerini sizlere aktarmaya devam edeceğiz.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir